Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 50 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Hey benim güzel memleketim Binbir çiçek yaylalarının her koyağında alayçıklar topakevler kuruluydu bir zaman..Hani şimdi bir tek topak ev var mı? Gelene gidene gösterek ,diyek ki "Aha bizim atalarımız bu evlerde yaşıyordu" Daha önce hiç kimse kalkıp da ,"Hey arkadaşlar ,şuraya bir etnografya müzesi açalım,avrupadan gelen genç kuşaklarımız dedelerinin yaşama biçimine dair bir fikir sahibi olsun"demedi. Başımıza baş seçtiklerimiz bu konuya eğilmedi hiç.AkıIlarına bile gelmedi. Hey benim memleketim Çanakkale'den Allahuekber'e şehitler vermiş toprağım..Her köyde ağıtları kaldı ..Buralarda Karakeçili Müfrezesi diye bir müfreze kurdu Bayatlı Arif Bey.Emirdağ Uşağı savaş verdi işgalcilerle..Konya'da , Bolu'da İngiliz ajanlarıyla işbirliği içinde Kuvva-i Milliyeye saldıran yobazlarla savaştı bizim buranın çocukları..Hangisinin adını bir sokağa verdiler.Burada bir Kara Ahmet Efe Caddesi,Arif Bey Caddesi,Tahir Efe Caddesi olsa belki oradan geçen öğrenciler ,sorar öğrenirdi,"Bu isimlerin sahipleri kim?" diye..Kimse bunu düşünmedi. Mutlaka çok daha önemli işleri vardı seçtiğimiz insanların.Memleketimize fabrika kurmaktan,yol yapmaktan,ağır sanayi yapmaktan başlarını kaşıyacak zamanları olmadı ,onlara da hak vermek lazım. Hey benim memleketim Yağmurlu havada kırda koyun kuzulamış da,adam ceketine sarmış kuzuyu,kucağına almış eve gidiyor.Yağmur poyrazdan olunca ,ciğerine işler insanın..Adam kuzuyu evladı gibi basmış bağrına..Bir kuzuyu yaşatmak için canını siper eden bu temiz insanlığım nerede benim?.. Buralarda insanlar vardı, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını sayan...
Bir selama cebindeki parasını dosta salıp,senetsiz sepetsiz,verene kadar istemeyen..Şimdi en yakınına dolar üzerinden veriliyor borç bile.Ateş komşuluğu vardı,bilir misiniz ateş komşuluğunu?Yokluktu,komşunun ocağından ateş getirilirdi bir tenekenin üzerinde. "O güzel insanlar ,o güzel atlara binip gittiler " diyor Yaşar Kemal. "Hani su yollarını kıvrım kıvrım bilenler" diyor Necip Fazıl Güzel insanlarımız gitti.Yol yordam bilenler,hatır gönül sayanlar da gitti.Seçimde parayla oy satın alma başladı.Birbirini çamurda görünce bir tekme vurma başladı.Birisi zor duruma düşünce sevinme başladı. Yerlerine gelenler,unuttu kadir kıymatı,unuttu dost için post olmayı..Yaylalar yayla olmaktan çıktı,kırlar çöplüğe döndü..Yol kıyılarına pislikler saçıldı,orası memleket değil gibi.. Bir yerlerde birileri Yeşil Emirdağ diye sözüm ona şiirler yazarken,buraya bir ağaç bile dikmediler.Geceleri çevrede kuytu köşelerde,sapa tarla yollarında,dolaşan arabalarda sabahlara kadar memleket meseleleri için kafa patlatan insanlar geziyor.Başka ne için uykusuz kalıp dağa taşa düşecek ,değil mi ama? Eskiden buralarda hurma ağaçları mı vardı?Merak ediyorum..Hani meydanın ortasında hurma ağacı heykelini gördükçe bunu düşünüyorum..Şehrin bir ucundan diğer ucuna yollardaki çukurları kapatacak imkanlarımız yok anlaşılan.Bizim seçtiklerimizin her gün geçtikleri yollardaki çukurları göremeyecek kadar kafaları ağır sanayi,dünya çapında yoğurt fabrikası gibi işlerle meşgul zannedersem. Yanlışım varsa düzeltin. Bu memleketin insanları zekidir ve çalışkandır..Buna itirazı olan var mı ? Buradan gittikleri yerlerde ,çalıştıkları alanlarda hep başa güreşmişlerdir Emirdağ insanları.İş adamlarımız,devlet adamlarımız vardır. Eskişehir'de çalışma dünyasında önemli yeri bizim buranın uşakları, kazanmışlardır.Buralardan ekmek davası deyip gittikleri başka ülkelerde çok başarılı olmuş pek çok Emirdağ çocuğu vardır.Sadece ilçemize değil,ülkemize de katkıları büyüktür bu insanların.Hepsi de Emirdağ'a ayrı bir sevdayla bağlıdır.Başımıza baş seçtiklerimiz projeler yapıp,güven verip bir araya getirdi de ,onlar geri mi kaçtı..Öyleyse biri çıkıp söylesin. Bir kurum ,kuruluş şirket,bakkal dükkanı ileriye değil geriye gidiyorsa Bir memleket kalkınmıyorsa,bunun baş sorumlusu orada seçilen başlardır Balık da baştan kokuyor,insan da Teşbihte hata olmasın,bizim insanımız sürü yerine konulsa da,sürü değildir. Ama bir de şöyle söz vardır, Sürü tersine dönünce uyuz keçi sürübaşı olur. Memleket insanının bir kısmı burada olsaydı,buradaki kalitede de önemli değişiklikler olurdu mutlaka.Belçikada iş adamı olup nam yürüten kişi,buralarda olsaydı elbette yönetim konusunda da bir diyeceği olacaktı.Ortalıkta dolaşan abdurrahman çelebilere pek yer kalmayacaktı kuşkusuz. On parti değiştirip sonra da bir partiden aday olanlar bana ideolojik anlamda neyi savunabilir. Artık ülkemizdeki partilerin bir çizgisi yok ,bana göre.Sol partiler sağ partilerden ,sağ partiler sol partilerden adaylar gösteriyorsa Türkiye'de aslında tek bir parti var demektir. Ortak noktaları Parti tüzüğündeki savunulan ilkeler göstermeliktir Hepsi AB 'ci ve ABD 'cidir . Bunlara karşı değillerdir Türkçe'nin yozlaşmasına çanak tutarlar.Bu konuda kimsenin ağzından bir söz duymadık. Çetin Altan'la,Tayyaip Erdoğan ve Orhan Pamuk ve Elif Şafak aynı çizgidedirler. Çetin Altanla ,Deniz Baykal,Orhan Pamuk ve Elif şafak da aynı çizgidedirler Devlet Bahçeli ve Orhan Pamuk ve Elif Şafak da aynı çizgidedirler Tabii Abdullah Gül de.. Hepsi AB yanlısı ve ABD yanlısıdır.. Bankalar satıldı Tarım çökertildi Ulusal sanayi bitti Topraklar satılıyor İşsizlik çığ gibi Emperyalizm ülkemizi haraca bağladı Eğemenliğin Kayıtsız Şartsız Milletin olduğu yerde kanunları yabancılar çıkarttırıyor. "Tarihi tekerrür diye târif ediyorlar Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi" diyor Mehmet Akif..Ne yazık geriye bakınca zamanımızla Osmanlı Devletinin yıkıma gittiği süreç arasındaki paralelliği apaçık görebiliyoruz.Nasıl mı? "1839 Gülhane Hattı Hümayunu ve 1856 Islahat Fermanı ile son yıllarda TBMM tarafından çıkarılan AB uyum yasaları arasında büyük benzerlikler olduğu görülür. Maalesef bu benzerlikler sadece söz konusu metinler arasında değil, Batı'nın baskısı ve bizim yöneticilerin teslimiyetçi tavırları arasında da görülmektedir. Batı'nın istekleri doğrultusunda hazırlanan Tanzimat Fermanı'nın getirdiği belli başlı sosyal değişiklikler şunlardır: 1- Müslümanlarla gayrimüslim tebaanın hukukî statülerinin eşit hale getirilmesi. 2- Başka din ve milliyetten olanlara kendi dillerinde eğitim veren okullar açılması. 3- Ticaret serbestliği ve yabancılara ticarî imtiyazlar verilmesi. 4- İçtimâî yapımızın Hristiyanların içtimâî yapısına benzetilmesi. Günümüzde AB yetkililerinin baskıları da aşağı yukarı aynı konularda yoğunlaşmaktadır: 1- Farklı etnik grupların kendi dillerinde eğitim yapabilmelerinin sağlanması. 2- Ruhban okulunun açılması. 3- Ekümeniklik, azınlıkların vakıf arazileri vb. konuların çözülmesi. 4- Yasalarımızın AB yasalarına uydurulması. Dikkat edilirse aradan yaklaşık bir buçuk asır geçmiş olmasına rağmen, Batı'nın talepleri hiç değişmemiş. Gayeleri önce içtimâî yapımızı sarsmak sonra da bizi, birbirimize düşürerek zayıflatıp siyasi ve ekonomik yönden kendisine bağımlı hale getirmektir.' (http://www.frmtr.com/guncel/1473508-tanzimat-ve-avrupa-birligi.html) Ülkede bunlar olurken halinden memnun olana sözümüz yok..Bunlar olurken,en küçük ilçeden ,en büyük ile kadar yönsüz adamlar parti parti gezerek aday olma yarışı yapmaktadır.Bir gün önce içinde bulunduğu partinin tam karşıtında yer almak için çaba harcayan dönek,kıvrak,fırıldak tipin ideolojisi mi olur.Yani hangi parti onu alırsa onun doğrularını savunacak,kendi inancı ve doğrusu yok. Yahu bu insanlar neden bu denli kendini parçalıyor ordan oraya,demek ki,en iyi yönetecek insanın kendileri olduğunu sanıyorlar.Şahsi çıkarları için değil,vatan millet aşkına ,illa ki seçilmek için yırtınıyorlar.Bu kadar vatanperver milletperver olunca da onlara verelim oyumuzu ,değil mi ama? Partilerin mahalli temsilcileri kendi kendilerine Allame i Cihan makamını verip ,ortalıkta fink atıyor..Etraflarına bol miktarda yalaka toplayıp kendilerini sahiden de büyük adam sanmaları son derece komiktir.Bu her dönem böyle değil mi..Sağlık kurumlarında ,eğitim kurumlarında istediği gibi fink atarken mutlaka vatan millet için önemli çalışmalar yapmaktadırlar.Onlar değiştikçe,yani iktidardan düştükçe yerine yenileri gelir.Her ne hikmetse,kurumların yöneticileri de değişir onlar değiştikçe..Mutlaka dişiyle ,tırnağıyla hak eden ,hak ettiği yere geliyor,biz aksini mi söyledik yani.Yalaka mı;ne yalakası,üniversite mezunu adamlar kalkıp da ilkokulu dışardan bitiren kişilere yalakalık yapacak değil.Yok canım olmaz öyle şey.Değil mi ama? Büyük Mütefekkir Mevlana'dan bir kıssayla yazıma son veriyorum; Bir katır bir çukura işer, O çukura bir saman çöpü düşer; O çöpe de bir sinek konar ve o sinek kendisini ummanda sanır. İşte "mağrur ilim" ve "küstah cehaletin" en güzel ifade edilmiş şekli budur.
|
|
|