Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 19 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın (kültürün) müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik (uygulama) mevkiine konduğu vakit Türk milleti yükselecektir. (Atatürk) "Vefalı bir insan mısın?" Kendine bunu sor ve ciddi olarak yanıtını da kendine ver. Başkalarının Vefasızlığını eleştirmek çok kolay.Hatta toplumda eski değerlerin kalmadığını saygının falan bittiğini söylemek kolay..Üçümüz dördümüz bir araya gelince,bu konularda ne güzel yakınırız. "Vefalı bir insan mısın?" Vefa;Arapçadan bizim dilimize girmiş bir sözcük. Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı,anlamına geliyor. sözünü tutma, borcuna sadık olma, görevini yerine getirme anlamına geliyor köken olarak. Fiyat sözcüğü de aynı kökenden geliyor.Kısacası,alınan bir şeyin karşılığı olanı verme , "Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha" ,anlamına geliyor.İfa,sözcüğü de aynı kökten geliyor: "Bir işi yapma, yerine getirme. 2. Ödeme." Diye açıklamış TDK sözlüğü. Vefa en çok insanlar yaşarken onlara gösterilmesi gereken ilgi,sevgi,dostluk,gerekirse iyilik,yardım gibi kavramlarla dile getirebileceğimiz,gayet insani bir duygunun adıdır.Bir duygudur vefa. Bir zamanlar elimizden tutmuş,karşılıksız ve koşulsuz olarak bize bir şeyler vermiş insanlara gün olup vermemiz gereken bir borçtur vefa.Bu ala vere değil,ticaret veya alınan bir malın karşılığını ödemektir. Bu anlamda da Vefayı en çok hak edenler,öncelikle bizi biz yapan ana ve babalarımız,dedemiz ebemiz ,kardeşlerimiz;kısacası ailemizdir. İnsan ana babasına bir şeylerin karşılığı olarak bakmaz.Gün olup onlar elden ayaktan düşünce ,bir mecburiyet olarak bakılmaz ana babaya.Bir borç ödeme de değildir bu.Çünkü ,ana karnından bu zamana kadar hiç bir şeyi bizden karşılık almak için yapmamıştır ana babamız.Kuşkusuz,ailemiz yoklu yoksul olabilir.Bu insanlar bize daha iyi bakabilmek için ellerinden geleni yapmış,ellerini yılan deliğine çiyan deliğine sokmuş,yoku var etmek için bir ömür boyu kendilerini bize adamışlardır.Bizi bu dünyada rahat bi ortamda bırakıp gitme durumuna gelmişlerse,ölüm onlara koyaz,değilse biz burada perişansak ,gözleri açık gider. Çocuğu dünyaya getirip de bakmayan etmeyen ana babalar,belki de başka çareleri olmadığı için öyle yapmışlardır.Eğer bilerek bunu yapmışlarsa bizim burada anlattığımız konunun dışındadırlar. Yurt dışında yaşayıp da buradaki ana babasını unutanlar ,kendi kendilerine sebepler uydurarak içlerini rahatlatanlar,bunun karşılığını mutlaka kendi evlatlarında göreceklerdir. Bu yazıyı günlerdir yazmak istiyordum;ancak Vefa konusunda asıl yazmak istediğim bizim çevremizde yüzlerce insana emek verip onları yetiştirip,eğiten eski öğretmenlerimize dairdi. Mesleğinin son yıllarında müfettişlik de yapmış olan Öğretmenim Ali Köycü,gelimli gidimli dünyadan gitti.Doğuda bir dağ köyüne teftişe giderken ayağını yalınlayıp,buz gibi dereden geçip tek başına zor yollardan geçerek teftişe gittiği köyü anlatmıştı bir defasında.Bozkırın ortasında Ekizce Köyünde bizler ilkokuldayken öğretmen okullarına giriş için kurs açardı.O kurslardan yetişmiş yüzlerce öğrencisi bu gün çoğunlula emekli birer öğretmendir.Her köye bir Ali Köycü nasip olmaz.O köy ,Sevgili Öğretmenimin mezarını anıt yapsa yeridir.Her gün,öğretmen evine gelirdi.Ben onun ve İlhami Öğretenimin masasına gider ve Ali Köycü Öğretmenime,"sizin kahveniz çok tatlı" derdim.Büyük bir keyif alırdım onun çayını içmekten. Vefa: Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı idi.Vefat,sözcüğü de Vefa sözcüğüyle aynı kökenden geliyor.Vefa bir sevgi ödemesi;Vefat;Allaha olan can borcunun ödenmesi, oluyor.Ali Köycü vefat etti. Onu ananlar,anılarını yad edenler,vefalı dostları ve öğrencileridir.Ama insanoğlu mu nankör yoksa zaman mı,yoksa insan olmanın doğal sonucu mu unutmak.Biz ölenleri çabucak unutmak için adeta çaba harcarız.Vefa sözcüğüyle aynı kökenden gelen biir sözcük daha var : müteveffa ;ölmüş,ölü,anlamına geliyor.Biz Rahmetli diyoruz. Biz bu ilçede daha çok da kış yaklaşıp avrupada yaşayanlar çekilince küçük bir aileye dönüyoruz.Her yıl ölenler oluyor,aramızdan teker teker gidenleri de çabucak unutuyoruz. Birileri diyebilir:unutulmayacak insanlar unutulmaz.Bakın bu da doğru bir sözdür.Bu söz doğrudur doğru olmasına ama zamanımızda iyiyi ,güzeli ,doğruyu ,çalışkanı unutmak için,yok saymak için sanki özel bir çaba gösterir gibi değil mi kalabalıklar.Sanıyorum , iyiyi ,güzeli ,doğruyu ,çalışkanı ;ancak kendilerine benzeyenler unutmaz. Sürü her zaman kendi şaşaasına devam etmiştir.Birileri için ölen veya oralardan artık başka bir yere giden sadece okey masasında kareyi tamamlayan birisiydi,o gidince bir başkası gelir oraya oturur:o kadar. Birilerinin derdi varsa,sıkıntısı,çıkmazları varsa,sorunları varsa,kafası karışıksa,onlardan uzaklaşılıverir kalabalık.Güruh,başkalarının sıkıntılarını paylaşmaktan nefret eder.Oysa aynı insanın iyi zamanında samimiyetler hat safadadır.Hele bir de zamanında ,söz konusu insanın yetkili bir konumu varsa,ondan bitecek işler varsa kalabalık onun çevresinde adeta tavaf eder.Siyasi parti temsilcilerinin partileri iktidardayken çevrelerinde tavaf edenleri herpimiz biliriz;ancak parti iktidardan giderse güruh darmadağın olur.Bu nedenle güruh onurlu insanı hiç hazetmez,yani kendi gibi davranmayanı sevmez. Ne diyorduk,sıkıntısı derdi olan eski dostları yalnız bırakmak elzem olmuşsa ,o toplum çürümekte demektir.Böyle insanların iyi gün dostları vefa kavramını bilmezler ve onları yaşlarken müteveffa ederler. Bizim bir de Mehmet Benli Öğretmenimiz vardı...Yıllarca bu ülkeye hizmet etti.Hayatının son yıllarını kahrı zor hastalıklarla cebelleşerek geçirdi.Bi zamanlar sokaklarda yürür,karşılaşınca ,hemen hal hatır ederdi.Ben hep o dönemlerde onun konuşmaya ihtiyacı olduğunu düşünürdüm.Acaba diyorum ,onun hastalıkla geçen son yıllarında ,elinden çıkmış,şimdi meslek sahibi olmuş kaç öğrencisi ziyaret etti.Bunu bilmiyorum.Ancak bildiğim,kendisi de öğretmen olan kızı Yaşar Hanım ,babasına karşı tam bir vefalı evlat örneği olmuştur.Kendisini rahmetle anıyorum. Burada anmak istediğim bir öğretmenim daha var.Ramazan Güzle Öğretmenimizi,ta ortaokul yıllarından tanırım.Çok hareketli,yerinde durmayan,kendini mesleğine tam olarak vermiş bir öğretmenimizdir Ramazan Güzle.Ben ortaokul yıllarında,çocuk aklımla roman yazmaya kalkmış bir öğrenciydim.Beni arayıp buldu ve benden bu konuda bilgiler aldı.Hiç unutmuyorum.Kendisi benim öğretmenim değildi;ama sanırım "en küçük bir değer" bulunca onu ortaya çıkarmak için elinden geleni yapıyordu.Bir öğretmen zaten bütün çocukların öğretmeni değil midir."Benim romanımı tamamlamamı,bastırmak için elinden geleni yapacağını;bu yaşta roman yazmanın çok büyük bir iş olduğunu" falan söylemişti bana.Ben o gün bu gündür,yazmaktayım.Hala bir roman yazamadım,defalarca başlayıp, 100,150 sayfa yazıp yazıp vazgeçtim.Ama kararlıyım,bundan sonra romalra yazacağım..Uzunca zamandır evinden pek çıkmayan Ramazan Öğretmenimize Allahtan sağlık diliyorum.İnşallah kısmet olur,ben yazarım,o da okur.Ramazan Öğretmen bu ilçeye çok hizmet etti..En azından ben bunun bilincindeyim.Şimdi Kaç öğrencisi var ,eline ekmek almasında katkısı büyük olmuş bu öğretmenin ülkenin dört yanında kim bilir. Burada aklıma Kemalettin Kmu'nun bir dörtlüğü geliyor: Gözlerimde parıltısı bakır bir tasın, Kulaklarım komşuların ayak sesinde: Varsın gene bir yudum su veren olmasın, Baş ucumda biri bana "su yok" desin de! Roman deyince aklıma gelen bir öğretmenimiz daha var.Kendisiyle tanışmamız ne yazık geç oldu.Ama olsun,onu tanımaktan mutluyum.Muharrem Kubat öğretmenimiz.O beni yazılarımdan kitaplarımdan tanıyıp bağrına bastı,ben de gidip onunla tanıştım.Okul Ders kitaplarına girmiş şiirleri olan,edebiyat aşığı öğretmenimiz,halen eskişehirde yaşıyor ve şiirle sanatla dolu dünyasında hayata sımsıkı bağlı,genç bir heyecanla yoluna devam ediyor. Emirdağı'nda sütüm, ayranım. Sana sevdalıyım, sana hayranım. Çıldırırım sensiz çıkarsa canım. Çöpüne, dalına kurban olayım. Kensisine ait bu dörtlükle selamlıyorum onu. Benim İlkokul öğretmenim Adil Bulduk'u çok uzun yıllardır görmedim.İçimde bir sızıdır onu görmemek.Eskişehirde yaşıyor ama adresini falan bilmiyorum.Belki de bir vefasızlık örneğiyim bu bakımdan.Onu hayatımın hiç bir döneminde unutmadım;ama böyle demem durumumu kurtarmıyor.İnşallah onu bulup elini öperim. Sıra geldi Hepimizin medarı iftiharı İlhami Hocamıza, Sağ salim onun var olduğunu bilmek yalnızlığımı azaltır benim.O varken yalnız olmadığımı hissederim.Sanki bizim dimdik ayakta duran başımızdır o.İçi insan sevgisiyle doludur.Her fırsatta bu sevgiyi akıtacak yer arar.O sevgi ilaç gibidir.Her insanı sevgiyle sarar sarmalar. Onlar bu ülkede yapılmış savaşlardan sonra eğitim-kültür,aydınlanma adına yola çıkmış ikinci bir Kuvva-i Miliyenin son neferleri gibidir. Burada adını andıklarımın dışında daha varlar..Bir gazete köşesinin sınırlarını aşar hepsini yazmaya kalksam. Allahtan vefat etmiş öğretmenlerimize rahmet ,hasta olanlara şifa diliyorum..Sağlıklı çok uzun ömürler i olsun.Ellerinden öpüyorum. Bu yazının asıl konusu vefa idi.. Ben yalnızca öğretmenlerimizden söz edebildim. Artık,Emirdağ Belediyesi mi olur, bu işleri seven ekonomisi iyi bir finansör emşerimiz mi olur,yoksa Eskişehirdeki Emirdağlılar VAKFI mı,Bu ilçenin yetiştirdiği güzel insanlara dair bir ANI kitabı çıkartıp,onları gelecek kuşaklara aktarsa ne güzel olurdu.. EK: Burada bir vefa örneği olarak , KARACALAR Köyüne , Aşık Yoksul Derviş Üstadımızın ,sağlığında heykelinin dikilmesi,ne kadar sevindirici bir olaydır.Yoksul da gider bu dünyadan ,hepimizin kaçınılmaz sgideceğimiz yere.Bir insana sağlığında vefa göstermek ne güzel..Bir ağacı kurumadan sulamak kadar güzel.Var olan bir değeri,güzelliği boğmak için üzerine saldırmak değil aslolan;İnsanı güzel yapan ,yaptığı güzel işlerdir
|
|
|