Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 79 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
|
Yazar Administrator
|
|
Perşembe, 26 Kasım 2009 07:44 |
"Meşe gölgesinde filizlenen yosunlardan çoğu kendilerini meşe fidanı sanırlar" diyor Cenap Şahabettin. Bir de:"Yerinde sayanlar, yürüyenlerden ziyade gürültü çıkarırlar" diyor. Bir de şöyle diyor :"Rütbe aldıkça kibirlenenler, yangın kulesine çıkınca dürbün oldum zannedenlerdir" Bu kadar güzel cümleler kuran bir edebiyat adamımızı anarak başlamak istedim yazıma. Tarih kocaman bir okyanustur. Ne yapacağını önceden kestiremez insanlık. Ummadık zamanda tusunamiler doğurur. Sizin yaptıklarınızı alıp bir saman çöpü gibi savurur. Toprak gibidir tarih, bir silkinir yerle bir eder kumdan sarayları,saltanatları. Ehil olmayan sürücüyü fırlatıp atar atlar da kayıklar da. Ehil olmayan sürücüler değil mi trafik kazalarında başkalarının canını alanlar. Kaçyüz yıllık ilçemizden acaba kimler geldi kimler geçti. Nice adamlar geçti yürüdüğümüz sokaklardan, adam gibi adam. Lafla değil harbiden delikanlı kişiler. Bir zamanlar Kuvva-i Milliyenin Karakeçili Müfrezesinin gözü kara yiğitleri yürüdü.Kimimizin dedesi,kimimizin emmisi. Ruhları şad olsun.Kuru ekmek bulamadan ,at pisliğinden arpa devşire devşire yedi düvel emperyalizmi dışarıya onlar attı. Bu gün ülkenin içinde bulunduğu duruma dair bir şey demiyorum; herkes görüyor. Görmeyenin de gözüne soksan görmez... Kaç yüz yıllık ilçemiz ,bu kadar yüzyılda işte gördüğümüz gibi bir durumdadır. Sokakları, caddeleri, yolları, iş yerleri işte böyledir, bildiğiniz neyse o. Kalabalık bir köydür ve sürekli olarak küçülmektedir. Yurtdışı göçleri şüphesiz bu küçülmede etkendir ama geri kalmışlıkta etken değildir. Çünkü ilerlemenin, çağdaşlaşmanın ölçütü yurtdışı değil kendi dinamiklerimiz olmak durumundadır. Yurtdışında bu kadar insanımızın olması bizim için kullanamadığımız bir şanstan ibaret. Avrupa'nın her yerinde , her kademede insanımız var ama ilçemizin kalkınmasında onların deneyim ve birikiminden ne kadar yararlanıyoruz. Bu şansımızı kullanamadık vesselam. Ancak bu ülkenin bir ilçesi olarak olmamız gereken düzeye geldik mi, ona bakmak lazım. Çağdaş ölçülere ne kadar uygunuz? Çağdaşlığın ölçülerinden biri, sanayi değil mi.Fabrika, atölye,ihracat, ithalat. Biz Türkiye'ye ne üretip, ne satıyoruz? Leblebi mi satıyoruz, toprağımıza uygun meyve üretip onu mu satıyoruz.Mobilya veya kumaş sektöründe iddialı fabrikalar şirketler mi kurduk? 40 yıl önce atarabası tamircileri , nalbantlar vardı, şimdi de oto tamircileri vb var. Hangi iş kollarını yarattık. Yurt dışında kazandığı parayla ,burada babadan kalma yıkık evin yerine düzgün bir ev yapan gurbetçilerimizin canlandırdığı inşaat sektörü, bu ilçenin kalkınmasına ne katar ve daha ne kadar zaman devam eder? Yani ameleye iş var, malzeme satanlara da var. Bu kadar lise mezunu sokaklarda ne yapacağını bilmeden dolaşıp duruyor. Yedinci ayda "istikbalimi kurtaracak bir gurbetçi kız bulur muyum?" umuduyla bekliyor. Bütün bunların sorumlusu olarak ülkedeki sosyal ekonomik yapıyı gösterebiliriz. Bu yeterli mi? Bu ülkede, coğrafi olarak bizim konumumuza sahip, başka ilçeler acaba neden daha büyüyor gelişiyor. Kazanç umudunu yazın birkaç ayına saklayan esnaf daha ne kadar dayanabilir. Ekonomik gelişme olmadan ,sosyal gelişme olduğu ise nerede görülmüştür? "Menfaat sandalyeye benzer. Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir" demiş Cenap Şahabettin.. Bunlar için , yani gelişme ve ilerleme için,işin erbapları gerekmektedir.Siyasi fikir ayrılıkları bir yana, burada çorbaya tuz katabilecek insanlar bir araya gelmelidir. Bunun elebaşı ise elbette hangi dönem olursa olsun, belediye yönetimleri ve iktidar partilerinin ilçe yöneticileridir. Kendisinden olmayanı dışlayan anlayışlar ,ne ülkeye ne ile,ne ilçeye hayır getiremez. Bu ilçenin kalkınmamışlığının sorumluları kim? İnsanlar bunu sorsun ve cevaplasın. Bu kadar gelmiş geçmiş parti yönetimi ve belediye başkanı içinde, "ben yanlış yaptım diyecek kimse var mı?" Siz dürüst ve işinin ehli gerçekten çalışkan insanlar mı aradınız makamlara oturtmaya, yoksa kendinizden olan, sizin yalakanız olan, emrinize amade adamlar mı aradınız? diye bu zamana kadar iktidara gelen bütün partilerin ilçe yönetimlerine sormak gerekir. Kimsenin bize vereceği cevap çok da önemli değil; ama herkes ilahi adalete bir gün yaptıkları haksızlıkların cevabını, hesabını verecek. "Yok haşa ,biz kendi adamımızı aramadık, işin ehlini aradık,bulduk ve başarıya ulaştık " diyorlarsa.Biz de sorumuzu geri aldık. Cenap Şahabettin der ki : "Yüksek tepelerde hem yılana hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir." Şimdi Cenap Şahabettin'i anlatmaya gerek yok.İnsanlar biraz da merak edip kendileri aramalı . Aramıyorsa da kendileri bilir. Zaten zamanımızda bilginin, bilgi birikiminin, kültürlü adam olmanın çok bir değeri de yok.TV dizilerini izleyin, onları bilin yeterli. Bayram vesilesiyle yazdığım bu yazıya son verirken şunu diyorum: Bu ilçede hepimiz akrabayız, kurcalarsak mutlaka bir ucumuz bağlanır birbirine. Sanki Emirdağ kiliminin üzerinde uzanan birer kök boyalı yün ip gibidir soylarımız. Bizim en güzel yanımız bu kimliğimizdir. Bayram herkesin gönlüne göre güzellikler getirsin...
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 26 Kasım 2009 07:46 )
|
|
|