Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 41 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
|
YEDİNCİ AY (BÖYLEDİR HALLARI BİZİM BURLARIN) |
|
|
|
|
Yazar Administrator
|
|
Pazartesi, 23 Ağustos 2010 08:55 |
Kışın ölüm sessizliği çöker sokaklara bazen.Karanlık erken iner akşamları.Sis basar.Ortalıkta hayalet gibi karartılar dolaşır. Terkedilmiş antik bir kente benzer buraları. Köyler,daha bir tenha ve ölümle iç içedir.Bağırsan sanki sesine karşılık verecek kimse yok gibidir köylerin sokaklarında. Kırkta bir ,bir araba sesi gelince,bir yerlerden tek tük başlar uzanır bakar,"nereye gidiyor,kimdir necidir" diye? Konuşacak adam bulmak zordur köylük yerde kış mevsimi. Olanlar da giderek konuşacak laf bulamaz.Malum televizyonlar, televizyonlarda ne varsa? Günler birbirinin tekrarıdır adeta.Hele fakir fukara evlerinde kış daha bir berbat.Nesini söyleyim, kolay değildir. Ekim dikim eskisi gibi değil .Aylarca harman kaldırma çift sürme derdi yok.Derler ya: "Yundun mu kel kız; Öründüm bile" Eskisi gibi harmandan kalkan kendine yetmiyo. Malcılık desen,memlekette malcılığın kökünü kestiler.Bayat'ın Mallıca köyüne gettik,sorduk,millette davar kalmamış.Etin okkası 30 liraya gelip durduk yerde dayanmadı.Millet de malını davarını durduk yerde satıp savmadı.Ek arpayı,bas gübreyi borç harç bulabilirsen,çıkart dök ,tarla sana borçlu çıkar;varsa tersini söyleyen çıksın konuşsun. Hasılı velkelam burada işler zorlaştıkça zorlaştı. Köylerde en önemli sıkıntı lardan biri,çoluğu çocuğu gavura gedip de kendi burada kalıp yaşlananlar. Gün olur ya kadın ya erkek ölür geriye kalan perli perişan olur. Çoluk çocuk torun torba uzakta. Bazısı aklına düşünce arar ,bazısı heç aramaz. Buradaki oradakinin halını durumunu nerden bilsin.Amma bilir tek başına kalmanın duldasızlığını. Tek başına duldasız koca evde yalınız,hasta sayrı kalınca ne yapsın.Asıl zor olan budur işte.İnsan ölse ölemez. Kalabalık hanelere inil inil uğursuz bir sessizlik çöker.Bu sessizlik duvarını delemez insan. Bir de ele ayağa düşerse,bakanı çekeni de olmaz.Orada olan buradakine ne yapsın.Zaten bir sürü insan yozukup buraları unutmuştur.babasının ölümünde atlar gelir de şöyle inil inil ,dolu dolu ağlamadan defneder gider.Elbet her evlat aynı değil; bazısı vardır ana baba der ,alır götürür,gelir baktırtır,mutsuz bırakmaz. Buralarda kış kolay geçmez. Gavurdan harçlığı gelen ana babalar vardır,muhannete muhtaç olmaz;ve lakin gelmeyeni de vardır.Gavurda adamı olmayan fakirin işi ise zor yani.Kar ister yağsın ister yağmasın,kış boyu aylarca soba yanar her evde,insanı canından bezdirir, odun kömür dayanmaz. Var nasıl yetirirsen yetir. Böyledir halları bizim burların Baharın yedinci ay beklenmeye başlanır.Çarşı Pazar,köy kent gurbetçilerin gelişini konuşmaya başlar. Bekarlar umut büyütür.Ana babalar,akrabalar hasret büyütür.Yaklaşık on aydır doğru düzgün iş yapmayıp kendi yağıyla kavrulmaya çalışan esnaf da yedinci ayı bekler. Esnafa sorarsan bu işin tadı kalmamıştır artık.Bir memlekette bakkallar kapanıp kahvehaneye dönüşüyorsa,orada bir sıkıntı var demektir.Bir memlekette en çok var olan iş yeri kahve ise,orada işsizlik pek çok demektir. "Yiğidin son sermayesi kahvecilik" lafı belki de bizim buralardan doğmuştur. Çalgıcı esnafı iki ayda ettiği düğünle çoluk çocuğunu nasıl besleyecek.Bu önemli bir sorun değil mi.Bu insanlar iki ay her gün iş bulup düğün etmiyor ki,ne kazanır ne kadar kazanır nasıl yetiştirir,yetiştiremezse ne iş yapar,nasıl geçinir.bu çok önemli bir sorundur.Sebzeci esnafı yazın çok mu kazanıyor;pahalı mı satıyor.Köylüler tarlalarında ürettiği biberi domatesi patatesi pazara sürmüyor mu,sürüyor.Bu işi on iki ay yapan esnaf bu durumda pahalıya mal satma şansına sahip değil. Kendili ğinden oluşmuş bir iç dengeleme söz konusu.Yani yedinci ayda falan bizim sebzeci esnafı piyasadan daha pahalıya size bir şey satmıyor. Satamaz. Kimse kalkıp da "Emirdağ'da sebze meyve daha pahalı "demesin. Buralarda Emirdağ her yerden daha pahalı gibi yaygın bir yalan dolaşıyor. Altın esnafı,elbise esnafı,ayakkabı esnafı neyi kaça satıyor,araştırıp bakacaksın. Duyduğun her lafın ardına düşüp, arabana atladın mıydı, kazancını başka memleketin esnafına yatırmaya gitmen doğru değil. Sor soruştur,araştır bak ona göre karar ver. Her mesleğin kendi içinde ahlaksızı vardır.Bu her yerde böyledir. Zaman zaman hepimiz karşılaşıyoruz. Ama bu ticaretin olduğu her yerde ticari ahlak da vardır, ahlaksızlık da vardır. Önüne düşen adama bak. Birisi sana ; "Ya bizim tanıdık aşçı var, marangoz var ,mobilyacı var tanıdık vs " diye önüne düşüp götürürken sen başkalarına da sor arkadaşım. Düğün malzemenin listesini yap,beş yere sor. Sonra da kalkıp memleketin umumi esnafını ahlaksızlıkla suçlama. Buradan gittiğin yerde tanımadığın insanlar sana daha rahat tokat vurabilirler. Sanayi esnafından ,Uzun çarşı esnafına,hatta pazarcıya, lokantaya berbere kadar her yerde meslek ahlakına uygun davranmayan bi kaç kişi çıkar;haksızlığa uğradıysan gerekli yerlere şikayetini yapacaksın.Burada bir sürü insanı zan altında bırakmak haksızlıktır. Bizim memleketimizin bu hazin hali ancak işsizliğe çözüm bularak bitebilir.Hiç kimse buraları keyfinden bırakıp gitmedi. Burada kalanlar için de çözüm yeni iş alanları tarımda ticarette ve sanayi alanında destektir. Göz boyamakla insanları bir yere kadar kandırabi lirsiniz.Aç gözlü davrananlar bir gün aç kalırlar?
|
|
Son Güncelleme ( Pazartesi, 23 Ağustos 2010 09:00 )
|
|
|