Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 53 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Toplumun hem kültür hem de medeniyet anlamında ilerlemek, gelişmek ve kendini yenilemek gibi bir işlevi vardır. Bu işlevi yerine getiren sosyal kurumları önceki yazılarımızda aile, eğitim, ekonomi, adalet, sanat, siyaset olarak belirtmiştik. Şu günlerde hem ülke gündeminde hem de ilçemizde yakından hissettiğimiz, yaşadığımız yerel seçim süreci de bu işlevin bir parçasıdır. Bütün sosyal kurumlarda olduğu gibi siyaset kurumu ile beraber yerel seçimin özünde de yaşadığımız yerleşim birimlerinin geliştirilmesi, ilerlemesi en önemli hedef olarak karşımıza çıkıyor. Bu ilerleme sosyo-kültürel yaşantımızda, yaşadığımız çevrenin yaşanılabilir bir yer olması adına ne yapılması gerekiyorsa topyekün bir çalışma gerektirir. Yerel seçimlerde her ne kadar bu göreve talip olan siyasi partilerin programları, projeleri havada uçuşsa da önemli olan elbette uygulanabilirliğidir. Millet olarak dünya üzerinde en iyi planlama ve projelendirmeyi kağıt üstünde beceren ülke olduğumuzu bilmeyenler varsa hatırlatmak isterim, hakkımızı yemeyelim bu konuda. Ya gerisi? İşte bizleri şehrin insanlarını ilgilendiren bu geri kalan kısım. Denetlemek ve takip etmek, gerektiğinde hesap sormak memleketim insanına düşen! Temsili demokraside var olan seçmen kavramı önemli bir sorumluluk. Oy vermekle bitmiyor. Verdiğin oyla neler yapıldığını takip edebilmek. Yoksa seçmen olarak amaç sürüye ayak uydurup oyunu kullanıp gelmek değil. Seçmen olmak, seçilmiş olmak ve siyaset bir kültürdür aslında. Siyaset kültürü maalesef ülkemizde eksikliğini gördüğümüz büyük bir sorun. Günümüz dünyasında medeniyetin, demokrasinin beşiği olarak görülen ABD veya Avrupa'da bu tür seçim faaliyetlerini incelemek, araştırmak gerekiyor belki de. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki dünyanın hiçbir yerinde her kesimden insanın eğitimi, işi, gücü, kazancı, yaşı, cinsiyeti ne olursa olsun siyasete, yerel veya genel seçime müdahil olduğu ikinci bir ülke yoktur. Siyaset bir kültürdür ya da olmalıdır. Bu kadar şaaşaya süse, püse, gürültü, ses ve çevre kirliliğine gerek olmamalıdır. Mitingler, ziyaretler, tanıtımlar gereğinden fazla olmamalıdır. Toplanan kuru kalabalıklar, bağrışmalar, çığrışmalar siyaset kültürümüzün yoksulluğudur. Siyasetin amacı insanlara amme hizmetinin eşit ve çağın şartlarına uygun hakkaniyet içinde, merkezden çevreye yayılmasıdır. Siyasetin insanlara seçmen oldukları için değerli olduklarını belli zamanlarda hatırlatmak gibi bir misyonu yoktur. Memleketim insanı her daim hatırlanmaya mutlu, huzurlu, refa içinde yaşamaya layıktır. Bu yaşama da ancak akılcı düşünmeyi kendine rehber seçtiği kuru laf söylemlere pirim yapma şansı vermediği zaman kavuşabilir. Sonuç olarak; seçilenler seçenlerin aynasıdır. Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir.
|
|
|