Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 53 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Yedinci ay dediğin zaman tabii ki insanın aklına ilk gelen şey düğünlerdir. Nikahınan ecel gününü şaşırmaz derlerdi ya eskiden. Gene öyle derler. Eskiden ürüsüm başkaydı. Güz sonuna kadar harmanla hasenetle uğraşılırdı. Gelir gider her sene üç aşağı beş yukarı aynıydı. Olanla idare edilir gidilirdi. Harman; Davran. Böyle bir laf vardı; vardı var olmasına amma, harman bir türlü kolayca kalkmazdı. Ekin işlemek şimdiki gibi birkaç saatlik bir iş değildi. Önce tırpancılar vardı. Daha çok da İsce tarafının adamı. Şimdi çoğu mermer zengini oldular ya. Sonra Ekin makineleri çıktı ortaya. Ekin makinelerinde dirgen atmayı bilin mi. Ne zor iştir; adamın imanını gevretir. Avrupadaki eskiler bunları eyi bilir. Çoğu el kapısını da bilir. Açlığı, açıklığı, yokluğu, yoksulluğu eyi bilirler. Her neyse. Eskiden işte böyleydi. Harman kalkasıya kar düşmeye başlardı. Biz kısa kestik. Her tarlaya makine girmez, tırpancı girmez. Yolma vardı mesela. Gedin bulutlar gedin Yarima selam edin Yârim yolma yoluyo Üstüne kölge edin. Yolma yolunur, yâre selam edilir.İşmar edilir,ayna tutulurdu. Garşıkı tarladan yârim bakıyo Arı balı gibi balın akıyo Kekiline çalmış golonyağını Sarıldıkça burcu burcu kokuyo Ve tabii karşılıklı türküler yakılırdı.Harmanlar kaldırılırdı yar için.Kapıya kınalı koç bağlanırdı.Harman kaklımı da, düğün dernek kurulurdu.Cumaşamı gün kalkardı bayrak;dört gün düğün sürerdi.At arabaları koşuya çıkarak,yol kesilip toprakbastı alarak gelin getirilirdi. Cipin burnuna bi tepsi konulur, herkes gönlünden geçeni verirdi yeni evlenenlere. Ödünç ; geviç değil ;imece. Zaman zamana ulandı,devir devran değişti.Para adam yerine laf konuşur iş görür oldu.Yedinci ay gelince,orada yetişen kıza oğlana buradan eş aranmaya çıkıldı. Buradaki gençler istikbali orada görüp buradan canını oraya atmak için kapı kapı dolaşıp kız ,boşanmış güzel çirkin demeden bir kurtuluş kemendi aradılar.Oradan gelenler de, dünyayı omzunda taşıyan sarı öküz gibi , güççük dağları ben yarattım havasında , oğluna kızına eyi yer aradılar. Bizim buradakinin çoğu,get gede garayı yermez oldu.Evlenecek birini bulsun,kuru canını oraya atsın da ,ne olursa olsun hesabına gettiler.Evvel zamanda bu tür işlerde karşı tarafın parası pulu çulu o kadar önemli değeldi. Gönül düştü bi b....,o da mis gibi koka,derlerdi. Gönül kimi severse,gözel oydu. Kırılır sarılır,az olan çok olana eklenir,olduğu kadar kalın verilirdi.Çoğu zaman kar yağardı düğünlere.Sonra,düğünlerin de bir tadı tuzu vardı.Söz temsili börek yapılırdı tepsi tepsi,ireçile banıla banıla yenirdi. Ede lafı sonradan abdallara atfedildi.Ede bizim buralarda,ağabey anlamına gelir,sadece çalgıcılara söylenen bir laf değildir.Ali ağbiim yerine Ali edem derdi küçükler büyüklere. Sonradan ede,bizim çalgıcılar oldu. Her neyse. Çalgıcılar şimdiki çalgıları çalmazdı. Gırnata,gara düdük,cümbüş falan vardı;Ne hoparlör,yani aporla,ne de bu,düğmesine basınca kendi kendine sözüm ona müzik yapan aletler vardı. Şimdi insan düğüne gettiğine köpekten pişman oluyor. Şimdi düğün mevsimi yedinci aydır.Avrupada yetişmiş gençle buradakinin birbirini görmesi beğenmesi evlenmesi bu aya tekabül ediyor.İşin garip tarafı,kız ararken iki taraf da önceden birbirini tanımak gibi bir seçiciliğe sahip değil.Adam arabasına binip kapı kapı kız aramaya çıkıyor.Bir köyden bir tanıdığı varsa ,ona gidip ,ondan soruyor: "Len İrbaham burada bizim oğlana göre kız var mı?" Bazan kılavuzlarıyla beraber dört beş kapı gezdikleri oluyor. Kimisi "Bizim kızın öğünde böyüğü var" diyor ,Kimisi ,"Bizde gâvurcuya verilecek kız yok" diyor. Avru palıdan kız arayanların büyük bir kısmı ,evlenmiş boşanmış gibi ayrıntılara bakmıyor.Boşanmış birkaç çocuklu falan birisi de olsa varıp dünür oluyor.Avrupadan gelen gençlerin de kızların da ailelerin de en çok üzerinde durdukları birinci şart ,öncelikle gelin adayının güzel damat adayının yakışıklı olması. Yani oğlan ya da kızın bakınca beğenmesi birinci şart.Hayatında ilk kez gördüğü birinin başka nesine bakacak. Yüz yüze konuşma bölümünde ise avrupadan gelen kız ,buradaki damat adayını yüzcek beğenmişse, ona şunu söylüyor. "Ben gâvura getmek için bennen evlenmek isteyen birini istemiyom. Eğer böyle bi fikrin varsa benden vaz geç" türünden bir laf ediyor.Bu laf zaten isteme sırasında da konuşuluyor. Buradaki oğlan tarafı da,haliyle "Yok ,öyle olur mu,benim oğlum burada naçar değel.Liiseyi bitirdi.İşi hazır.Allaha şükür aç açık değelik" gibisinden cevaplar veriyor. Allah izin verir de, iş tatlıya bağlanırsa , sıra kalın kesmeye falan geliyor tabii.Oradan gelen hazırlıklı gelmiş.Eğer tam istedikleri gibi bir gelin kız buldularsa.Keyiflerine diyecek yok.Sevine sevine ölüyorlar.Ağızları kulaklarında. Oğulları kızı beğendiyse,met et getsin.En azından gavırdaki bir türlü vaz geçiremedikleri gâvur gızlarından vaz geçeceği için daha bi sevinip özeneni de çok.Durum böyle olunca da,parayı falan kimse fazla düşünmüyor.Anında nişan ,altın akça.EEE oğlan everip muraz görecekler ya,herkes evladına özeniyor.Tabii düğünden sonra gelinin kolundan altını akçayı sıyırıp saklayan kaynanaları da çok duyuyoruz.Bunlardan çok miktarda var.Bir daha da kolay kolay o altınları göremiyor.Ancak eşin dostun düğününe falan gedince,takabilenler var.Ha böyle olmayanlar da vardır tabii.Elliktir,eyisi de var,sözüm cemaatten dışarı ,kötüsü de var. Bazan izinin son zamanlarına denk geldiği için,iş de aceleye geliyor.Palaz pantıras,bi gecede kızı bitirip,ertesi gün düğün edip ;üç günün içinde kendi evinin adamı haline getirenler de var.Gelin bir haftalıkken de,onların izini bitip gediyorlar.Gelin kalıyor,isteği,vizesi şusu busu hallolasıya kadar.Bu bazen bi kaç ay sürse de bazen hiç gelmeyen,aramayan sormayan da oluyor. İşin başında denmesi gereken şu.Hayatında on yedi yaşına gelmiş ve eline erkek eli değmemiş bir köylü kızı üç gün içinde allanıp pullanıp bir insanla evlendiriliyor.Onun karısı oluyor.Hiç tanımadığı bir erkekle beraber oluyor.Bu herhalde çok zor bir şey olmalı. Gelelim işin öbür tarafına. Burada yaşayıp Avrupa yaşayan kız ya da dulla evlenen insanların çoğunluğu ekonomik olarak zor durumda aileler.Avrupalı kişi,şu kadar para ,bu kadar altın diye kestirip attığında,eğer kabul ederse işi hiç de kolay olmuyor.Evde meler çeler kesiliyor,kara gözlü goyunlar satılıyor. Burada çok aile yok yurduna oturtuluyor. Aile böyle yaparken,"oğlan geder, çalışır, gazanır" gibi hesaplar yapıyor ama bu hesap bir türlü hesaplandığı gibi çıkmıyor. Bir kere oğlan kızını aldığı aileye bağımlı olarak oraya gidiyor.Dil bilmiyor,yol bilmiyor.Tamam buradan ,ailesinden ,ev döşeme parasını aldıkları için,orada mobilya şu bu derdi olmuyor.E ayrıca orada iş bulma sorunu ,kolay çözülür bir sorun değil.Bir de ,onu götüren aile,yani eşinin ailesi biliyor onun işlerini.Böyle aileler var.Böyle olmayanlar da var.Bazısı gerçekten fedakârlık yapıyor,destek oluyor yardımcı oluyor;bazısı da her şeyine karışıp kısa zamanda şamar oğlanına çeviriyor. Bazısını bir yıl dolmadan duyuyoruz. Falanca ayrılmış. Filanca geri gelmiş. Filanca boşanmış. Bazısı bir iki yıl sonra izine geldiğinde,buradan gittiğine hiç benzemediğini görüyoruz.Saçları ağarıp dökülen,yüzü şaplak kadar kalan gençler;orta halli bir arabada dolaşırken gittikleri hallerinden eser kalmamış oluyor.Ya da havasından mı suyundan mı nedendir,bizim buradan giden fidan gibi güzel kızlar,130 kilo birer obezit olarak geliyorlar izine. Emirdağ ilçesi,Afyonkarahisar iline bağlı on küsur bin nüfuslu bir yerdir. Yurt dışına en çok göç veren yerlerin başında geliyor.Yurt dışındaki nüfusu buradan daha çoktur. Belki de Türkiyede boşanma rekortmeni ilçe bizim buradır. Bunun için önlemler alınması artık şarttır.Kimin yetkisine giriyorsa,burada ,nereyle iş birliği yapacaksa yapıp , yabancı dilden,Avrupa ülkelerini tanıtmaya kadar ,uyum sağlamaya yönelik seminerler kurslar verilmelidir. Oradan gelen insanımız bizim insanımızdır. Sadece döviz kapısı, ekonomiyi canlandırıcı unsur olarak görülmemeli,tatillerini en güzel şekilde yapmalarına yönelik ortamlar hazırlanmalıdır. Eğer bu türden çalışmalar yapıl mazsa, başından sakat evliliklerde daha çok, ayşe,fatma, döndü, ıramazan,irbaham,hasan kurban verilecektir. Devam edecek....
|
|
|