Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 34 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Aslen ilimiz Şuhut ilçesinden olan ve şu anda Fırat Üniversitesi Tarih Bölümünde öğretim üyesi olan Rıfat Özdemir ilçemizin kökeniyle ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. İşte Özdemir'le gazetemizin yaptığı röportaj... Emirdağ Gazetesi : Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Rıfat Özdemir : İsmim Rıfat Özdemir, aslen 1951 Balçıkhisar doğumluyum. Lise tahsilimi Afyon'da tamamladım. Üniversiteyi Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinde tamamladım. Ankara Üniversitesi'nde master ve doktora tahsilini tamamladım. 1985 yılında Elazığ Fırat Üniversitesi tarih bölümüne atandım, halen bu görevi Yardımcı Doçent ünvanıyla sürdürüyorum. E.G. : Mesleki olarak hangi konularla ilgileniyorsunuz? R.Ö.: İlmi araştırmalar olarak Osmanlı Tarihçisiyim. Osmanlı arşivlerine yönelik çalışmalar yapıyorum. Osmanlı Osanlı şehirlerinin sosyal ve ekonomik yapısı, Osmanlı vakıf sistemi, Osmanlı esnaf teşkilatı, Osmanlıda aile kurumu,iktisadi hayat, üretim-tüketim, fiyatlar, misyonerlik ve Osmanlı dönemindeki aşiretlerin iskanı ve demografik faaliyetler üzerine çalıştım. Bununla ilgili de kitaplarım ve makalelerim var. E.G. : Bu bölgeyle ilgili yani Emirdağ ve Afyonkarahisarla ilgili çalışmalarınız oldu mu? R.Ö. : Afyon'un tarihi üzerine çalışıyorum. Kullandığımız kaynak ise Başbakanlık Osmanlı arşivindeki vesikalar ile Osmanlı Kadılarının tuttuğu şeriye sicillerindeki vesikaları kullanarak tarihi çıkarmaya çalışıyoruz. E.G. : Peki Emirdağ ile ilgili bir araştırmanız bir çalışmanız oldu mu? R.Ö. : Emirdağ'ın ortaya çıkması şu şekilde oluyor. Emirdağlılar orta toroslarda bulunan bir dağ serisi üzerinden önce Türkistan'dan Horasan'a geliyorlar, sonra Horasan'dan bugünkü Irak Suriye yani Musul-Kerkük, Halep-Şam tarafına geliyorlar. Bu Anadolu'nun fethinden yani 1071'den önce. Bu coğrafyada yani Musul-Kerkük, Halep-Şam'da oldukça büyük bir Türk nüfus oluşuyor. Alparslan Gazi Halep'teki Şam'daki, Musul'daki Kerkük'teki Türkmenleri topluyor. Alparslan'ın ordusunda hiç Arap asker yok çünkü Araplar müslüman Türklere tepki gösteriyor. Bunun nedeni ise müslüman Türkler Bağdat'a geldiği zaman köklü Arap aşiretleri Türkleri soylu kabul etmiyor. Bu Türkmen askerlerle Alparslan Kubbetül İslam denilen Ahlat'a gidiyor. Yolda giderken askerlerin bir kısmı Fırat'ta boğuluyor. 40 bin askerle 300 bin kişilik Doğu Roma'nın karşısına çıkıyor Alparslan. İşte o dönemlerde Halep ve Şam'daki Türkmenler buraya gelip yerleşiyor. Öbek öbek buralara yerleşiyorlar. Emirdağ'ın ismine gelince Türkmenler önceden Türkistan'dan geldiği bölgenin ismini veriyorlardı yerleştikleri yerlere. Yani Türkmenler bir yere yerleştiği zaman, göçüp geldikleri yerlerin isimlerini veriyorlar. Buralara da Kariyeyi Eymür, Kariyeyi Bayat gibi isimler verildi. Eymür ismi daha sonra Emir kelimesine dönüşüyor. Emir kelimesi iş demek ikincisi de emir "kumanda" anlamında. Türkmenler buralara Arap coğrafyası üzerinden geldiğinden isimler bu şekilde dönüşmüş. E.G. : Peki Hocam, Emirdağ'a yerleşenlerin tamamı Türkmen mi, Emirdağ'ın bazı sülalelerinin Arap kökenli olduğu iddia ediliyor. R.Ö. : Emirdağ, Sandıklı, Dinar, Dazkırı gibi ilçeler en çok oğuz isminin kullanıldığı bölgeler. Bu isimlere bakarak bunların oğuz olduğunu Türkmen olduğunu görüyoruz. Yani burada Rum vardı, Ermeni vardı, Arap vardı diye tezler ve iddialar Osmanlı tahlil kayıtlarında doğru çıkmıyor. Yani buralar Türk ve müslüman nüfus. Misyonerler bugün Afyon ve çevresinde Ermeni vardı, Rum vardı derlerse Osmanlı Tahrir defterleri ile kadıların şeriye sicillerinde (mahkeme kayıtlarında) bunlar doğru çıkmıyor. Bu tür iddialar misyonerlerin faaliyetleri. Misyonerlerin amaçları şark meselesini siyasi olarak kullanıp buralardan Türk isimlerini silmek. Misyonerlerin birinci amacı Anadolu coğrafyasında Türkçe isimleri bu şekilde silmek. Bu isimlerin yerine mümkün olduğu kadar antik eski isimler, gayri Türk toplumların isimlerinin buraya koydurmaktır. Yani bu şekilde coğrafyayı Türkleşmekten kurtarmaktır. Misyonerlerin ikinci hedefi ise buraların tapusunu da gayri Türk unsurların eline vermektir. Şu anda Anadolu'da birçok bölgenin tapusu gayri Türk ve batılı güçlerin adamlarına verilmiş. Hedef bir süre sonra Türkmenleri yani Anadolu halkını vatanlarından atmaktır. Bugün Yahudilerin Filistin'de Araplara yaptıkları gibi. Aynı taktik şu an uygulanmaya çalışılıyor. E.G. : Hocam verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkür ederiz. R.Ö. : Ben teşekkür ederim.
|
|
|