Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 46 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
At gözlüğünü birçoğumuz bilir. En azından Emirdağ'da da at arabaları olduğu için bu at gözlüklerini birçoğumuz görmüşüzdür. Bu at gözlüklerinin atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper olduğunu da biliriz... Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez. At gözlüğü atların görüş kapasitesini arttırmak için değil aksine azaltmak için kullanılır. Atlar, her iki yandaki gözleri sayesinde hem önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için, cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zaafiyet yaratır. At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at, tehlikeyi olduğundan yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle sürekli endişe içindedir. At arabalarına sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için at gözlüğü takılır. Bir de 'olaylara at gözlüğü ile bakmak' ifadesi vardır. Bir kişinin bir olaya tek açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır bu deyim... Peki insanlar arasında 'at gözlüğü' takanlar yok mudur? Elbette vardır... Onlar, gözlüklerini takmışlardır belli bir noktaya odaklanmışlardır. Etraflarına bakmaya gerek yoktur onlar için, bakmak isteseler de at gözlüğü olduğu için etraflarını göremezler. Onlar gözlüklerini takmışlardır bir kere ve o gözlüğü çıkarmak istemezler. At gözlüğü takanlarla tartışmaya, konuşmaya da pek gelmez... Çünkü karşımızdaki kişi doğruya ulaşma adına bir arayış içinde bile değildir. Taktığı gözlükten dolayı bu kişi verileri, bilgileri değerlendirerek doğruyu tespite çalışacak, takıldığı noktaları tekrar tekrar değerlendirerek ve araştırarak sağlıklı bir sonuca ulaşacak pozisyonda da değildir. Bu insanlar değişime, gelişime ve yeniliğe karşı tamamen kapalı durumdadırlar. Bu insanlar dışarıdan gelen yeni fikirlere, düşüncelere, gelişmelere karşı içe kapanmayı ve var olan statik içyapılarını ve düşünsel yapılarını korumayı tercih ederler. Bu insanlar kendi iç dünyalarında yaşar ve zamanla bu içyapılarının katılaşmasıyla tekdüze ve sabit düşüncelere sahip olurlar. Bu kişiler at gözlüğü takan ve kendi düşüncesi dışındaki bütün düşünceleri ve kendisi gibi düşünmeyen bütün insanları düşman gören bir zihni yapıya sahiptirler. Eğer karşımızdaki kişi yukarıda ifade edilen; kendi bildiğinin tek/ değişmez doğru olduğunu düşünen, gerçek bilgi dışında mutlak doğrunun ol(a)mayacağının farkında olmayan, değişime ve gelişime kapalı bir kişi ise bu durumda yukarıda bahsettiğim kişi veya kişilerle fazla muhatap olmamalıyız. Belki selamını alıp, selamımızı vermeliyiz ama bu tip kişilerle samimiyet kurmak da pek doğru değildir. Sonuç itibariyle at gözlüğü takmak ve at gözlüğüyle bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır... Sağlıcakla kalın...
|
|
|