Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 34 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Ülkenin gündemi malum Deniz Baykal'ın istifası. Herkesin dilinde aynı konu Baykal'ın istifası da bu işin tuzu biberi oldu. Her neyse bu konuyu ulusal basın enine boyuna konuşuyor, tartışıyor, irdeliyor... Bizim konumuz ise Emirdağ... İlçemizde de özellikle belli dönemlerde böyle konular gizli olarak gündeme geliyor veya getiriliyor. Ama dediğim gibi bunu belli bir kesim biliyor belli bir kesim konuşuyor. Özellikle seçim dönemlerinde yok efendim fotoğraflar, yok efendim videolar uzayıp gidiyor... Allah'tan şimdiye kadar ilçemizde bu tür konuşulanlarla ilgili ne bir fotoğraf ne de bir video vs. yayınlandı. Peki bu iş yani başkalarının özel hayatını araştırıp, bunu kullanmak veya bunu basına sızdırmak ne kadar doğru? Özellikle siyaset arenasında Sayın Baykal'la ilgili böyle bir görüntünün internet ortamında yayınlanması siyasetin de artık aşama aşama bel altına ineceğinin bir mesajı mı? Tabi bu tür olaylar önce ulusal bazda başlıyor sonra yerele kadar iniyor. Ama bu işin doğru olduğunu söylemek veya savunmak da hiç doğru değil. Zira biz yerel bazda hiç kimsenin özel hayatıyla veya gizli fotoğraf, videolarıyla igili bir yayında bulunmadık ve bulunmayacağımızı taahhüt ediyoruz. Ve şayet birgün bir şekilde bizim dışımızda böyle birşey olursa bunu da etik bulmuyoruz. Dinimiz de başkalarının hatalarını örtmenin, araştırmamanın bir büyüklük olduğunu vurguluyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bu konuda şöyle buyuruyor: "Kim bir Müslüman'ın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da (celle celâlühü) o kimsenin ayıp ve kusurunu örter". Yani sen birinin kusurunu örtersin, bu meziyete karşı sevap alırsın şüphesiz; ama bundan daha büyük bir mükâfat var : Yüce Allah da (c.c.) senin kusurunu örter. Allah'ın (c.c.) kusur örtmesi, kulun kusur örtmesine benzemez. Hem dünyada bunun faydasını görürsün, hem ahirette. Birinin kusurunu örtmekle onu mahcubiyet ve utanma duygusundan kurtarırsın; ama Allah'ın (celle celâlühü) kusur örtmesi ilâhî bir lütuftur. Yüce Yaratıcı, bir kulunun kusurunu örtüyorsa, bunda inceden inceye bir af ihsanı var. Öyleyse senin bir kusurun örtülecekse, bin kusur örtmeye değmez mi? İnsanların özel hayatı veya yaşantısı (bu üst düzey bir yönetici de olsa, sıradan bir vatandaş da olsa) hiçbir zaman basının konusu olmamalı ama basının özel hayat dışında kalan özellikle toplumu ilgilendiren konuları enine boyuna yazması, çizmesi, eleştirmesi de teşvik edilmeli. Yolsuzluklar ortaya çıkmalı-çıkarılmalı, haksızlıklar ortaya çıkmalı-çıkarılmalı, adam kayırmacılıklar ortaya çıkmalı-çıkarılmalı bu konularda kim ne biliyorsa, ne duyuyorsa bu basına sızmalı/sızdırılmalı diye düşünüyorum... Son olarak sözümü Mevlana Hazretleri'nin şu sözleriyle bitirmek istiyorum : "Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol, şevkat ve merhamette güneş gibi ol, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol, hiddet ve asabiyette ölü gibi ol, tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol, hoşgörürlükte deniz gibi ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..." Sağlıcakla kalın...
|
|
|