Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 69 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Makamlar insanları küçültüyorsa, bu makamın küçüklüğü anlamına gelmez. İnsanlar bulundukları makamların ağırlığına göre kendilerini taşıyamıyorlarsa bu durum tamamen kişiseldir. Kişiler bulunduğu makamdan güç almak yerine o makamlara güç katmalıdır. Bürokraside görev yapan insanların üreten, çalışan, projelerle topluma kendi alanı içerisinde faydalı olan, vatandaşı küçümsemeden, işlerini kolaylaştıran ve yapan bir davranış sergilemeleri kendilerine kuvvet verecektir. Taş yerinde ağırdır... Temsil ettiğin devletin tüzel kimliğine zarar getirmeyecek ehemmiyette olmalıdır insanlar.... Kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışan insanların, devletin, onları vatandaşına hizmet etmek üzere maaşla çalıştırdığı hizmet erleri olduğunu unutmamak lazım. Vatandaşlarımıza tepeden bakmak yerine, onların işini çözen, alçak gönüllülükle onlara hizmet eden bir çalışan oluşturmalıyız. Devleti temsil eden kişilerin halktan uzak durması yerine, kendini halktan bir parça olarak görmesi, içlerinden birisi olmak, yakın olmak, iç içe durmak ve güven duyan, güven duyulan, varlığından mutluluk duyulacak kadar sevilen bir kişi olması lazımdır. İşte bu model insanlar, kesinlikle halkın gönlünde kurduğu tahtı, yıllar sonra bile muhafaza eder. Türk insanının genelinde görülen bir özelliktir kadirşinaslık yani kadir kıymet bilmek. Onların gönül hazinesi o kadar doludur ki yeter ki gönüllerine girin. Devletin halkla kucaklaşması da işte böylesi bürokrasiyle mümkün olur. Özellikle seçilenler ellerine geçirdikleri bu imtiyazı kaybetmek istemediklerinden, zaman içerisinde kendilerine göre çeşitli uygulamalar yapıyorlar. Aslında bunun zararını da yine zaman içerisinde kendileri görüyor. Bunun içindir ki kişiler halktan uzaklaşmak yerine onların bir parçası gibi davranması gerekir. Özellikle halkla bütünleşen politikacılara duyulan sevgi de budur. Halk sevdiğini seviyor, sevmediğini de sevmedi mi sevmiyor. Aslında çokta nezaketli, sevmese de yüzüne karşı ayıp olmasın diye söylemiyor ama zamanı gelince de bunu sandıkta gösteriyor. Bugün, yıllar önce bu ilçede Başkanlık, yöneticilik yapanların adı bile anılmıyorsa, anılıyorsa da hiç hoş olmayan şekilde anılıyorsa bunun da elbet bir sebebi vardır. Adı iyiyle, güzelle anılanlar ise halka kendilerini sevdirmiş olanlardır. Belki çok klasik bir söz ama "Makam ve mevkiler gelip-geçicidir" gün olacak o makam ve mevkiye başkası gelecek eğer halka kendinizi sevdirmişseniz adınız anılır, sevdirememişseniz unutulur gidersiniz... Yazıma şu dörtlükle son vermek istiyorum : Bunca sıkıntı ve zahmet Değildir şan-şöhret için Mahh za rıza-i ilahi (Allah rızası) Kubbede hoş sedalar bırakmak için. Saygılarımla...
|
|
|