Kaç Kişi Çevrimiçi
Şu anda 51 ziyaretçi çevrimiçi
Arşiv
-
Temmuz, 2011
-
Mayıs, 2011
-
Nisan, 2011
-
Mart, 2011
-
Şubat, 2011
-
Ocak, 2011
-
Aralık, 2010
-
Kasım, 2010
-
Ekim, 2010
-
Eylül, 2010
|
Beşinci ayın başındayız bugün. Bir, bir buçuk ay sonra "sezon" diye isimlendirdiğimiz ilçemiz esnafının dört gözle beklediği altıncı, yedinci, sekizinci aylar var. Biliyorsunuz bu üç ay ilçemiz esnafının harman zamanı... Zaten bu ara ilçe piyasası da çok durgun. Geçtiğimiz hafta içi MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Taytak'ın da dediği gibi vatandaşın ne anayasa umurunda, ne de hizmet umurunda... Vatandaşın bir numaralı sorunu aşsızlık, işsizlik ve ekmek... Durum Avrupa'da da pek farklı değil. Avrupa'dan gelenlerin ortak düşünceleri hep aynı... "Avrupa artık eski Avrupa değil". Avrupa'da da işsizliğin ve ekonomik krizin en az Türkiye'de olduğu kadar büyük olduğu anlatılıyor, ki Avrupa'da son günlerde yaşanan olaylar da bunu doğruluyor. Avrupa'dan gelen haberlerde soygunlar ve hırsızlıklar eksik olmuyor. Son yaşanan kuyumcu soygununu üzüntü içinde hepimiz takip ettik... Keşke böyle olaylar hiç olmasa diyor insan ama elden gelen birşey yok. Yaşanan ekonomik sıkıntılar bu tür sorunları da beraberinde getiriyor. Gelgelelim ilçemiz esnafı da dört gözle Avrupalı'yı bekliyor. Ama Avrupalının durumu da ortada... Tabi bunun yanında ilçemizdeki paralı otopark uygulaması olsun, emlak vergileri olsun insanları ilçemizden soğutan diğer etkenler olarak göze çarpıyor. Bu etkenlerin de esnafın satışlarını nasıl etkileyeceğini önümüzdeki bir-iki ay içinde hep beraber göreceğiz. Geçmiş yıllarda yaşanan olumsuzluklardan dolayı ilçemiz esnafına zaten çok olumlu gözle bakmayan Avrupalı hemşehrilerimizin son yaşanan uygulamalar da canını epey sıkıyor. Bunun en somut örneğini de Osman Duran'ın açıklamalarında gördük... Peki bu gidiş nereye böyle? Esnafın dört gözle beklediği Avrupalı da Emirdağ'dan kaçarsa veya kaçırılırsa ne olur bu Emirdağ'ın hali diye düşünen var mı bilmiyorum... Ama bildiğim birşey var. Emirdağ'da önce olumsuzluklar yaşanıyor, sonra bu yaşanılan olumsuzluklarla ilgili önlemler alınıyor. Bunun en somut örneğini taburda gördük. Önce tabur gitti sonra taburun açığını kapatmak için kollar sıvandı. Ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti. Yarın, öbürgün esnafımızın veli nimeti Avrupalı'yı Emirdağ'dan kaçırdıktan sonra alırız yine önlemimizi olur biter... Sonra da çıkarız "Herşey Emirdağ için", "Emirdağ sevdalısıyız" gibisinden açıklamalar yaparız... Evet, ne yazık ki Emirdağ'da bu işler böyle oluyor. Ama ben yine de Avrupalı hemşehrilerimizi mümkün olduğunca dışardan alışveriş yapmamaya davet ediyorum. Sonuçta hepimiz cenazemizde acımızı da, düğünümüzde mutluluğunuzu da Emirdağlı ile paylaşıyoruz. Hepimiz birbirimize hısım-akrabayız birimizin başına birşey geldi mi yine biz üzülüyoruz yine biz ağlıyoruz... Elin anyalıyısı hanyalısı gelip de sizin ne acınıza ortak olur, ne de sevincinize... Herşeye rağmen Emirdağ yine bizim memleketimiz, yine bizim atalarımızın doğup, büyüdüğü topraklar... Saygılarımla, hoşcakalın...
|
|
|