|
Pazartesi, 12 Aralık 2011 22:42 |
Çok uzun olmasa da bir aylık bir süreyi aşkındır yazamamamdan dolayı öncelikle tüm okuyucularımızdan özür dileyerek başlamak istiyorum yazıma. Gündemi elimden geldiğince yakından takip etmeye çalışıyorum. Ama belki bazılarınız biliyor bazılarınız bilmiyor Türkiye-Belçika arasında bir Köprü vazifesi görecek olan "Emirdağ Köprü" isimli dergi çalışmalarımızdan dolayı böylesine uzun bir ara verdim yazılarıma. Ve bu nedenle bir süredir de Belçika'daydım. Tekrar Türkiye'ye döndüm ve "bugün yazacağım, yarın yazacağım" derken kısmet bugüneymiş. Soruyorlar Belçika ile ilgili ne düşünüyorsun diye... Bu sorunun cevabını Köprü Dergisi'nin ilk sayısında az çok vermeye çalıştım... Peki ya Emirdağ? Emirdağ'da geçtiğimiz haftanın gündemi Belediye Meclisi Eski Üyelerinden Ceylan Kurt'un açıklamaları ve Sayın Başkan'ın verdiği cevaplardı. Belediye Meclisi Eski Üyelerinden Ceylan Kurt; "Başkan Pala benden intikam alıyor bence" dedi geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada. Başkan ise "Başkanlık makamı intikam alma makamı değildir" dedi. Geçmişe dönüp şöyle bir bakıyorum... Kurt'un, Belediye Eski Başkanı L.İhsan Dağ'ın kadrosunda olduğunu herkes biliyor ve Belediye Eski Başkanı Sayın Dağ'ın önem verdiği en önemli isimlerden olduğunu da... Ve belki de önümüzdeki yıllarda Sayın Kurt yine siyaset arenasının ön saflarında olacak. Sayın Kurt'un "Başkan Pala intikam alıyor" açıklamalarına katılmadığımı belirtmek istiyorum öncelikle. Kurt, konuyu Ramazan Ayı'nda verilen iftar yemeklerine dayandırıyor. Sayın Başkan şayet intikam almak istese işe size göre önce kimden başlardı bir düşünün... Ve Sayın Başkan'a geçiyorum... Sayın Başkan konunun kişiselleştirilmediğini göstermeli öncelikle. Bunun için de (şayet sayacı yoksa) Cumhuriyet Meydanındaki çeşmeyi yıktırmalı. Eskiler hatırlar Bolvadin Belediye Eski Başkanlarından bir tanesi imar planına uygun olmayan yapıları yıkma kararı almıştı ve işe ilk olarak kendi yakınının bir evini yıkarak başlamıştı; hatta ve hatta bu yüzden yakınıyla arası bozulmuştu. Sayın Başkan bence işe öncelikle Cumhuriyet Meydanındaki bahsettiğim çeşmeyi yıkarak başlamalıydı. Tabi yine belirtiyorum şayet sayacı yoksa... Sayacı varsa diyecek hiçbirşey yok... Pala'nın açıklamalarındaki bir diğer hususa daha değinmek istiyorum. Açıklamada aynen şöyle diyor Sayın Başkan "Bazı hususları ise çok sevdiğim çok faydalı hizmetleri dokunan Lütfi İhsan DAĞ kardeşimin kırılabileceğini ve bu gereksiz spekülasyonun içinde yer almaktan rahatsız olabileceğini düşünerek konuşmuyorum"... İşte tam bu noktada ben Sayın Başkan'a "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" diyorum. Kaç kere şahit oldum bilemem ama Sayın Başkan her ortamda Sayın Dağ'ı ve ekibini eleştiriyor... Bunu kanımca Sayın Dağ ve Dağ'a yakın olanlar da biliyor... Şimdi de çıkmış "Çok sevdiğim, çok faydalı hizmetleri dokunan" diye bahsediyor Sayın Dağ'dan... Olmadı Sayın Başkan! Bence bu konuya bir açıklık getirmelisiniz. Sayın Dağ gerçekten Emirdağ'a çok faydalı hizmetleri dokunan biri midir? Eğer öyleyse bu faydalı hizmetleri nelerdir? Sayın Dağ ile yaptığım görüşmelerde dile getirdiği TOKİ ile tam bir sürüncemeye dönüşen ve sizin açıklamalarınıza göre 4 trilyona (eski parayla) malolan, şu anda da ne yazık ki terkedilmiş bir viraneyi andıran OTOGAR mıdır bu faydalı hizmetler... Sizi samimiyete davet ediyorum... Ben bunu açık açık her yazımda dile getiriyorum; kim ne derse desin Dağ dönemi Emirdağ için koskoca bir "sıfır"la geçmiştir. Sayın Başkan belki birşeyler yapmaya çalışıyor ama bunun yanında insanları kırarak önemli hatalara da imza atıyor. Sayın Başkan'a defalarca söyledim yine söylüyorum "Emirdağ'ı Türkiye'nin başkenti de yapsan insanları kırdığın ve üslubunu değiştirmediğin sürece başarılı olman çok çok zor..." Tabi bu benim kişisel görüşüm... Sağlıcakla kalın... Mutlu ve huzurlu bir hafta dileklerimle...
|